Yaylacık Merkez CamiiYaylacık Merkez Camii - Hasbihal
Kuran'da Ara
Ziyaretçi İstatistikleri
Bugün
0
Dün
36
Bu Hafta
0
Toplam
11586
Hasbihal
Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar
Üç ayların kendilerine mahsus bir tadı bir şivesi vardır ki, onları yılın diğer aylarından ayırır.. her ayın güzellik ve nefâsetinin zâhirî duygularımızla hissedilip yaşanmasına mukâbil, bu müstesna zaman dilimi kalble ve bâtınî duygularla yaşanır. Bu aylarda gönül dünyalarına yönelen insanlar, iman ve iz’anlarından fışkıran ışıklarla eşyanın perde arkasını süze süze, duygularıyla, içinde ebedî bir ömür sürecekleri firdevslere uyanmış ve ulaşmış gibi olurlar. Onlar için bu aylardaki günler, geceler, hatta saatler ve dakikalar âdeta bir başka büyüyle gelir-geçer; gelip geçerken de derecesine göre herkese mutlaka birşeyler fısıldar.
Mülk Sûresi, Mekke’de inmiş ve 30 âyettir. Adını birinci âyette geçen “el-mülk” kelimesinden almıştır. Ayrıca Tebâreke, Münciye, Mücâdele, Mâni’a, Vâkiye adları ile anılır.
Bundan altı, yedi ay önce Çin'in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul'a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.
Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan'a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.
Zorluklar karşısında nereye sığınıyoruz? Hastalandığımızda, fakirlik kıskacına düştüğümüzde hangi kapıyı çalıyoruz? Bereketin kaynağının Yüce Rabb’imizin kutlu hitabında saklı olduğunu unutmayalım.
Vakıa Sûresi elli altıncı sûredir. Mekke’de nâzil olmuştur. Vâkıa, “olay, savaş, çarpışma ve belâ” demektir. Ayette ise, kıyâmet olayı, sayhası, hadisesi anlamındadır. Kıyâmet olayında çeşitli şiddetler meydana geleceği için, burada “Vakıa” diye anılmıştır. Sûreye “Vakıa” yani kıyâmet hadisesi ile giriş yapılmaktadır: “Olacak vâki olduğu (kıyâmet koptuğu) zaman, onun olduğunu (şimdi olduğu gibi) yalanlayacak kimse çıkmaz!” (Vakıa 1, 2) Ondan sonraki ayetlerde, kıyâmet olayı kısa bir şekilde anlatılmış, ardından da insanların üç sınıf olduğu haber verilmiştir:
Hz. Ömer’in (ra) Mü’minûn Sûresi’nden bahsederken şöyle söylediği nakledilmektedir: Hz. Peygamber’e vahiy geldiği zaman, yüzünün etrafında arı uğultusuna benzer sesler işitilirdi. Bir gün kendisine o vahiy hali geldi. Bir süre bekledik. Kıbleye dönüp ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti: “Allah’ım, bize olan hayrını bollaştır, azaltma. Bize ikram et, zelil kılma. Bize ihsan et, mahrum eyleme. Bizi memnun et ve bizden razı ol”.
Daha sonra Hz. Peygamber; “Bana on âyet indirildi. Kim, onların gereğini yaparsa, Cennete girer.” buyurdu ve ardından Mü’minün sûresinin ilk on âyetini okudu.” (İbn Kesir,Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azim, İst 1985, V, 454).
Sizi kim yarattı? Size bu bedeni, gözlerinizin rengini, saçlarınızın rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu, saçlarınızın rengini kim belirledi? Sizinle birlikte diğer insanları, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında yaşayan tüm canlıları kim yarattı? Uzayın derinliklerindeki gezegenlerin, Güneş'in ve yıldızların düzenini kim belirledi?
Endülüslü Baki'nın kıssası en şaşırtıcı ve en nadir kıssalardan birisidir. Endülüs'ten İslâm ülkesinin doğusuna İmam Ahmed b. Hanbel ile görüşmek amacıyla yürüyerek yolculuğa koyulan bu âlimin başından ilginç olaylar geçmiştir. Endülüslü Baki b. Mahled, İspanya'dan, Bağdat'a kadar yürümüştür. Bağdat'a, Ahmed b. Hanbel'in yanına vardığında onun hapsedilmiş ve insanlarla görüşmesinin yasaklanmış olduğunu gördü. Günümüz kanunlarına göre mecburi ikamete tabi tutulmuştu. Baki b. Mahled, kimseye sezdirmeden onunla karşılaşmanın bir yolunu buldu. Kimsenin hatırına gelmeyeceği bir şekilde ondan ilim öğrendi.
İslamiyet'te esas olan, dünyayı kalben terk etmektir, kesben değil. Bu açıdan, bir mü'min, tam bir ehl-i dünya gibi çalışıp kazanabilir ve Karun kadar zengin olabilir.. olabilir, zira o, iktiza ettiği an, elinde-avucunda ne varsa, hepsini Allah'ın rızası istikametinde infak edebilir.